En Sıcak Konular

Dr.<br />Kemal Yeşilçimen


Dr.
Kemal Yeşilçimen
2 Mart 2020

BİYOLOJİK SAVAŞ MASAL MI?



SAVAŞIN ŞEKLİ DEĞİŞTİ, 

HAZIR MIYIZ?  

Küresel ısınma sonucu, buzullar tereyağ gibi eriyor iklim değişiyor. Bu.felaketi önlemenin yolu, felaketin asıl nedeni olan küresel yaşam tarzından vazgeçmek. Milyonlarca uçaktan, milyarlarca otoya, ışıl ışıl şehirlerden çevre kirliliğine tüketici küresel yaşam tarzından vazgeçmek tek akılcı çözüm ama o zaman uçaklar, otolar, ışıl ışıl şehirler ve tüketici yaşam tarzı ne olacak? Küresel yaşam tarzından vazgeçmek mümkün olmadığına göre, küresel akıl için geriye tek çözüm kalıyor : Dünya nüfusunu 1 milyarın altına çekmek. Hayvan nüfusunun yok edilmesi zaten uygulamaya konmuş durumda. GDO ve toplu aşılama yoluyla küresel çapta kısırlık nüfus artışını uzun vadede azaltır. En etkili ve acil çözüm, nüfusun çoğunu yok edecek pandemiler. DSÖ ve bilim dünyasına yön veren küresel elitler sistemli ve planlı olarak yönetimleri ve dünyayı bu fikre alıştırıyor. Bu çözüm, kaynakların yaşayan nüfusa aktarılmasıyla küresel ekonomik krizlerin ve kördüğüm olan sorunların da tek çaresi. Büyük sıfırlama dedikleri olay bu. Dünya yeniden başlayacak ama yaşayan elitler için küresel yaşam tarzı, aynen devam edecek.

Küresel akıl açık açık söylüyor : Küresel ısınmayı önlemenin yolu, insan ve hayvan nüfusunu azaltmak. Bunun en kolay yolu da biyolojik savaş. Nükleer savaşın dünyayı yok edecek sonuçları yerine, küresel ısınmaya yol açan milyarlarca insanı biyolojik savaşla yok ederek dünyayı kurtarma(!) planı, bir taşla iki kuş vuruyor. Hem nükleer felaketi önlüyor, hem de küresel ısınmayı önlüyor. Bunun yolu da finanse ettikleri laboratuvarlardan kaçan virüslerin yol açtığı pandemiler. Diğer bir yolu da, kısırlığa yol açan  biyolojik yöntemler. mRNA - CRISPR teknolojisi, kanserden kısırlığa kadar hastalıkların tedavisinde, hem de biyolojik savaşta yeni kapılar açıyor. Zihinleri istenilen şekilde manipule etmek kolay. Zihinler, komploları kamufle eden küresel masallara inanmaya hazır. 

Virüslerin doğal ortamda ve evrim yoluyla mutasyona uğrayarak değiştiğini biliyoruz. Doğal ortamda oluşan bir sürü virüsten, işine gelen virüsleri seçip laboratuar ortamında üreten ve biyolojik savaş amacıyla kullanan ülkeler veya terör örgütleri olamaz mı? Mesala fazla ölüme yol açmadan sadece karantina yoluyla ekonomileri felç eden, sağlık sistemlerini çökerten Covid19 gibi bir virüsü kullanmayı, nükleer silaha tercih eden güçler olamaz mı? Petrol için dünyayı kana bulayan veya dünyayı hizaya getirmek için nükleer silahları göze alanlar, geride hiçbir kanıt ve iz bırakmayan böyle akıllı bir virüs silahını neden kullanmasın? 

Kanıtlar görebilenler için bir şey ifade eder. Görmek istemeyen için kanıt yoktur. Halbuki bilimin temeli şüphedir. Şüphe etmeyen gerçeği bulamaz. Sunulan ezberi sürekli tekrarlar ve bu ezbere sıkı sıkıya bağlanırsanız yeni söyleminiz olamaz. Ezberleri terkedip yeni hipotezleri araştırıp test etmezseniz ve sunulan bilgileri gerçek zannederseniz bilim gelişmez. Taş atanı dikkate almadan kırılan camın derdine düşerseniz, salgının kötü sonuçları kaderiniz olur.

Virüsün yapay olarak veya laboratuvar ortamında üretildiğine dair hiçbir bilimsel kanıt yok diye biyolojik savaş yok, bu virüs salgını kendiliğinden doğal olarak oluyor diyemeyiz. Hayvandan insana, insandan da insana geçmesi, biyolojik silah olmadığına kanıt değildir. Biyolojik savaş, doğal olarak bulunan veya evrimleşen virüs, bakteri ve parazitleri kullanarak yapılan savaşın adıdır. Kızılderili soykırımına yol açan virüslü battaniyeler laboratuvar ortamında geliştirilmedi, bildiğimiz virüslerle yapıldı. Günümüzde biyolojik savaş laboratuvarları, doğal ortamda evrimleşen ama planlanan hedefe uygun virüsün araştırılması, seçilmesi ve kullanılmasında rol oynuyor. İnsanlığı yok etme veya sadece dünyayı ev hapsine mahkum etme veya tedarik zincirlerini kırarak ekonomik kriz ve kaos çıkarma hedefi, farklı virüslerin kullanılmasını gerektirir. Günümüz genetik teknolojisi ile bu hedeflere uygun virüsleri denemek veya ileride kullanılmak üzere virüslerin koleksiyonunu yapmak zor değildir. Bunu göze alan ve yapmaktan çekinmeyen küresel güçlerin olduğunu unutmayalım. Kimyasal ve nükleer silahlar bunların eseri.

Çözüm : Sağlık istihbarat örgütü ve Aşı ilaç virüs araştırma merkezi kurmak gerekiyor.

Yüksek teknolojiye sahip böyle araştırma laboratuvarları, aşı ve ilaç üretim merkezleri yoksa tehlikeli bir salgında kimden yardım alacağız? Milli bekasını düşman ülkelerin vicdanına ve yardımına bağlayan ülkeler, tarihten ilk silinen ülkeler olacak. Yeni savaş yöntemlerini bilmeyen ve kaynaklarını buna göre organize etmeyen milletler, bu yeni savaşta çökecek.

Dünyayı kaos ve krize sürükleyen bu savaşta sağlık orduları, sağlık sistemleri, bilim gücü, ilaç, aşı, tıbbi teknoloji ve teçhizat gücüyle savaşıyor. Savaşı güçlü olan kazanacak, sayılan güçleri zayıf olan ülkeler ise perişan olacak. Bilim ve teknolojik gücü zayıf olan ülkelerin sağlık sistemi ve ekonomisi çökecek ve bu ülkeler hastalık savaşını kaybedecektir.

Hastalık savaşını yürütecek akıl Sağlık istihbarat örgütüdür. İstihbarat örgütümüz olan beşduyu, beyin ve akıl olmadan yaşamak nasıl ki mümkün değilse, Sağlık istihbarat örgütü olmayan milletlerin de yaşaması, herkesi hedef alan bu kalleş savaşta mümkün değildir. Sağlık istihbarat örgütünüz yoksa ne bilim adamlarınızı, ne de bilim ve teknolojideki kazanımlarınızı koruyabilirsiniz. Keşfettiğiniz şeyler karşı tarafa uçar haberiniz olmaz. Bilim ve teknoloji daima güvende olduğu yerde gelişir. Bunu sağlayacak olan sağlık istihbarat örgütüdur. Ambargo ve salgın halinde, ihtiyacınız olan hayati ilaç, aşı, teknoloji ve bilim insanı transferini sağlayacak olan da yine sağlık istihbarat örgütüdür. Yoksa komplolar kaderiniz olur. Gerçek önleyici ve koruyucu çözüm, virüs saçan salgın odaklarını deşifre edip engellemekten geçer. Yoksa yarın çok geç olabilir. İnsanlık aleminin akıl edemediği gerçek işte bu. Bu çeşit komploları önceden bilecek ve önlem alacak olan yapı yine Sağlık istihbarat örgütüdür. Dünya yangın yerine dönerken klasik yöntemlerle ülkemizi koruyamayız. Evrensel hukuk ve savaş ahlakı var diye yapmazlar diyemeyiz. 

SAVAŞ YÖNTEMLERİ DEĞİŞTİ, HAZIR MIYIZ?

Dünyadaki savaşın şekli değişti ama klasik orduların ve yönetimlerin haberi yok. Haberleri olsa hazır olurlar ve önlem alırlardı. Yeni savaş yöntemlerine göre hazırlık yapmayan ülkeler ve milletler perişan olacak. Düşman acımaz. Siber savaştan biyolojik savaşa, iklim savaşından zihinsel savaşa çok farklı savaş yöntemleri karşısında ordular ve yönetimler şaşkına dönecek. Siber savaşla, tüm dijital sistemleri çökerttiğiniz zaman orduları, güvenlik güçleri ve yönetimleri anında etkisiz hale getirip tasfiye edebilirsiniz. Blockchain sistemlerini ele geçiren tüm para ve kayıt sistemini ele geçirmiş olur. Bunun anlamı bankalardan hastanelere kadar tüm sistemin çökmesi ve kaostur. Zihinleri ele geçiren ona ait her şeyi ele geçirmiş yani teslim almış olur, orduların ve yönetimlerin bundan haberi yok. Bu felaketi yaşadıkları zaman haberleri olacak ama iş işten geçmiş olacak. Zihinleri ele geçirilen toplumlar zombi topluma dönüşür. Ne derseniz onu yaparlar. Bilim ve aydın dünyasını devşirmeniz yeterli. Yaşam tarzını kurgulamak dijital ve zihinsel savaşla artık çok kolay. RTÜK bu savaşa karşı ne önlem alıyor?Siber saldırıyla internet ve bilgisayar sistemleri silinirse dünya taş devrine dönebilir. Buna elektrik, su, doğalgaz, barajlar, internet, bankalar, borsalar, devlet hizmetleri, sağlık, asansörler, trafik lambaları, füze sistemleri... aklınıza gelen herşey dahil. Uydulardan gönderilen laser ışınlarıyla ormanları yakmak bile çocuk oyuncağı. Tehdit ve şantajla ülkelere boyun eğdirmek artık çok kolay. Yeni savaş yöntemlerine hazırmıyız? Nükleer Silahlar dahil içinde yazılım bulunan tüm cihaz, araç ve taşıtları dijital yöntemle bulundukları ülkede patlatmak mümkün. Bunun hazırlıkları tamamlandı. Batı ülkeleri tüm dijital cihazları devre dışı bırakarak korunma tatbikatları yapıyor. Yani mum, eski radyolar, mekanik eski araç ve taşıtlar...

Bilim dünyası ve yönetimler kuyruğu peşinde koşan kedi gibi, yayılımı başlatanları görmezden gelerek virüsün sonuçlarını tedaviye çalışıyor. Bilim reaktif değil proaktif olmalı. Yoksa salgınların sonu gelmez. Bilim, aydın dünyası ve yönetimler sonuçlarla mesgulken salgını tezgahlayanlar yeni virüslerle kedinin fareyle oynadığı gibi oynarlar ve salgınların biri bitmeden diğeri başlar.

Almanya Koch enstitüsü bütün bu olanları 8 yıl önceden en ince teferruatına kadar nasıl biliyor ve Alman hükümetine rapor yazıp veriyor?

Biyolojik savaş yok diyenler, bilim dünyasına hakim küresel anlayışın sözcülüğünü yapıyor. Yıllardır çıkacak virüs salgınının ismini, yılını, çıkacağı ülkeyi eyaletine kadar yazan, virüsün kaç kere mutasyon geçireceğine kadar anlatan bilimsel raporlar, kitaplar, filmler için ne diyecekler? HIV yeşil maymundan geçmiş, CORONA yarasa ve yılanlardan geçmiş gibi hikayelerle dünyayı oyalamak komployu gizler. Toplumu bunlarla uyutmak, hergün ölen sayısını ilan ederek moral bozmak ne kazandırır? 

Esas tartışılacak konu; Covid19 salgınını yıllar öncesinden yetkili mercilere haber veren, belgeleyen bilimsel raporlar ve bu raporlara rağmen dünyanın nasıl uyutulduğu. Esas tartışılacak konu yıllar öncesinden bu salgını yeriyle, zamanıyla, cinsiyle ve sonuçlarıyla haber veren kehanet kitapları. Asıl tartışılacak konu ileri teknolojiye sahip virüs, aşı ve biyolojik araştırma laboratuvarları kimin elinde ve bunları kim kontrol ediyor? 

Yıllardır yazılan kitaplarla, bilimsel raporlarla, ifşaatlarla geleceği söylenen virüs salgını, en ince ayrıntısına kadar bilinmesine rağmen hiçbir şey yapılamayışı ve salgının göstere göstere gelmesi, her yere sızarak dünyayı adeta felç eden organize yapıların varlığını işaret ediyor. Bu yapıların ülkelerin yönetimlerini ele geçirdiğini ve ülkeleri bunların yönettiğini gösteriyor. Halkın yaklaşan felaketleri göremeyişi ve yeni savaş yöntemlerinden habersiz olmasının nedeni, küresel oligarşinin yönetimleri etkisiz hale getirmesidir.

Dünya nüfusunu planlanan düzeye indirecek biyolojik savaşa karşı hazırlık ve alınacak önlemler, ancak ve ancak güvenilir ve liyakatli bilim ve istihbarat ekiplerini bir araya getiren sağlık istihbarat örgütü ile başarılır. Vesayete tabi ülkelerin küresel aklın devşirdiği bilim dünyası ve yönetimlein, DSÖ, FDA gibi küresel rehberlere uymaktan başka yapacağı birşey yok. Bilimsel papağanlıkla salgını önlemek zor. Havlu atmak ve defansif kalmak kader olamaz. Ne zamana kadar ev hapsinde kalacağız? 

Koyunların bile tehlike anında kalp hızı artınca, üstüne takılı çipten çobanına kurtar beni mesajı gönderdiği bir dünyada, öldürücü virüsler ve varyantlar karşısında çaresiz kalıyorsak bunun sorumlusu, sorunu yaratanlardan medet umanlardır. Sorunu yaratanlar dünyayı felakete götürüyor. Küresel çıkarların papağanları yerine acı gerçekleri anlatan kendi bilim insanlarımıza ne zaman güveneceğiz?

Mart 2020


Bu yazı 1,771 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Mart 2026 ÖZGÜRLÜĞÜN GASPI - 2008
    • 24 Şubat 2026 ZİHİNSEL DARBE - 2006
    • 20 Eylül 2025 Da Vinci'nin şifresi - 2008
    • 18 Nisan 2025 HASTALIK SAVAŞI - 2005
    • 1 Nisan 2025 KÜRESEL YAŞAM TARZI DEĞİŞMEZ
    • 14 Mart 2025 HASTALIK BORSASINDA KAYBOLAN SAĞLIK - 2008
    • 28 Şubat 2025 SAĞLIKTA KÜRESEL DEVRİM
    • 16 Şubat 2025 NEDEN BÖYLEYİZ? - 2
    • 11 Şubat 2025 KISIRLIK LAFLA ÖNLENMEZ
    • 27 Ekim 2024 NEDEN BU KADAR HASTAYIZ
    • 27 Ekim 2024 ÇÖZÜM NE?
    • 21 Ekim 2024 SAĞLIKTA KÜRESEL OYUNLAR
    • 19 Ekim 2024 HASTALIK BORSASINDA KAYBOLAN SAĞLIK - 2008
    • 15 Mayıs 2024 OTLARLA ALDATMAK - 2017
    • 7 Mayıs 2024 MODERN SÖMÜRÜDEN POSTMODERN SÖMÜRÜYE...
    • 4 Mart 2024 NASIL ÖZGÜR OLURUZ ?
    • 13 Ekim 2023 GÜCÜ DOĞURAN TEKNOLOJİK AKILDIR
    • 27 Eylül 2023 ÇARE SİZSİNİZ 2008
    • 17 Temmuz 2023 NEDEN BÖYLEYİZ?
    • 20 Nisan 2023 GÜCÜN KAYNAĞI NEDİR? - 2016

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,149 µs