http://slaytyerim.com/slaytlar/cat_view/36-salk.html
Devlet hastanelerindeki yoğunluğun ne kadar büyük boyutlarda olduğunu yerinde görmek için birkaç hastaneyi gezerek, gözlemledim…
Saat:09.00
İlk gittiğim kurum, Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesiydi…
Poliklinik muayene odalarının önü deyim yerindeyse hınca hınç doluydu. Yaşlısı çoluk-çocuğu muayene için sıra bekliyorlar. Koridorda, yürümek neredeyse imkansız…
Saat:10.30
İkinci durağım, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi…
Asırlık hastanenin yeni faaliyete geçen poliklinik binasına adım atar atmaz, büyük bir insan selinin koridorları doldurduğuna şahit oldum. Bütün muayene odalarının önü doluydu. Kimi vatandaş, muayene olmak için bekliyor, kimi ise tahlil-tetkik sonuçlarını göstermek için sıralarda uzunca kuyruk oluşturmuş…
Saat:11.00
Son durağım komşu hastane, yani Siyami Ersek Kalp Merkezi…
Muayene odalarının bulunduğu poliklinik katı öyle yoğunki, insan yürürken birbirine çarpıyor. Bu hastanede çok sayıda muayene odası bulunmasına rağmen, bütün odalarının önü çok yoğun…
Bu kurumlarda görev yapan doktoru, hemşiresi, sağlık personeli büyük bir özveriyle çalışıyor…
Eminim diğer devlet hastanelerinin durumu da böyledir…
Poliklinikler, hınca hınç dolu. Her yerden hasta ve hastalık fışkırıyor…
Ülkemizde, son zamanlarda, adeta hasta patlaması yaşanıyor…
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, 2007 yılında 350 milyon insanımıza poliklinik hizmeti verilmiş. Bu sayıya, özel hastaneler ile üniversite hastanelerinin poliklinik sayıları dahil değildir.
Ülkedeki tüm kurumların poliklinik hizmet rakamları araştırıldığında 2007 yılında yaklaşık 500 milyon insanın muayene olduğu gerçeğinin ortaya çıkacağını söylesem, yalan olmaz…
2008 yılında da bu rakamların katlanarak artacağı kesin bir sonuç gibi…
Bu işte bir çarpıklık, bir anormal durum var…
Avrupa ülkelerinde bulunmuş, konusunda oldukça deneyimli doktor arkadaşım, Avrupa ülkelerinde; hastane ve poliklinik sayısı artıkça, hasta sayılarında önemli azalma gözlendiğini söylüyor…
Biz de ise tam tersi. Ülkemizde, hastane, sağlık ocağı ve poliklinik hizmet sayıları arttıkça, hasta patlaması yaşanıyor…
Soruyorum. Böyle nereye kadar?
Bu durumda, hem insanlarımız daha çok hastalığa yakalanıyor, hem de ülke olarak mali açıdan çok zora düşüyoruz…
Ülkemizde, Sosyal Güvenlik Kurumları’nın gelirleri kendi çarkını çeviremiyor. Her yıl trilyonlarca lira açık veriyor. Bu açığı bütçe karşılıyor. Tabii borçla…
Peki nereye kadar?
Eğer önlem alınmazsa, bunun faturasını halk olarak çok daha ağır ödeyeceğiz...
Acilen koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilerek yurt geneline yayılmalıdır.
Hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce teşhis edilip, hastalığın tedavisinin erken dönemde yapılmasını sağlamak siyasi iktidarların görevidir!