Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

3G ile geleceğinizi yakmayın!

12 Eylül 2008 19:14
font boyutu küçülsün büyüsün


3G ile geleceğinizi yakmayın!

 

Büyük nimet diye pazarlandı. Bakın içinden ne çıktı?

 

www.iyibilgi.com özel Nihal Doğan

3G geldi! Reklâmlar aracılığı ile ortada bir bayram havası var… Reklâm sloganı “merak etmiyor musun” diyor. Biz merak ediyoruz ama geleceğimizi! Sağlık sorunları göz önüne alındığında kazandıracak mı, yoksa kayıplar mı artacak?

Tehlikeli Oyuncak” kitabının yazarı, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker sorularımızı yanıtladı.

3G ne anlama geliyor?

"3G, kablosuz sistemlerin yani hücresel ağ sisteminin en gelişmişi. Önceden tanıdığımız 1G ve 2G’ye göre çok büyük yenilikleri var. Şu ana kadar sesli iletişim aracı olarak kullandığımız cep telefonunda, artık görüntü, bilgi aktarımı, sayısal veriler, TV, faks, internet, medya haberciliği gibi büyük iletişim kolaylığı getiriyor."

Çevre ve insan sağlığı üzerinde ne gibi etkileri olacak?

"Bu sistemde iletişim aracı olarak kullandığımız, bir odayı dolduran bütün elektrik aksamını bir telefona soktular. Maalesef para kazanırken çevre ve insan sağlığını hiç düşünmüyorlar. Bu teknoloji ile beraber bugüne kadar 1 baz istasyonu olan yerde, artık 9 tane baz istasyonu olacak! Yani baz istasyonu sayısı çok artacak. İngiltere’de 3G ile beraber baz istasyonu sayısı 50.000–70.000 civarında artış göstermiş.   

Daha çok baz istasyonu; daha çok radyasyon, daha çok manyetik kirlilik demek! 3G hem insan hem de çevre sağlığı açsından büyük riskler içeriyor.

İsveç’te, 3G’de bulunan 3 UMTS sistemini test etmişler. İnsan vücudu üzerinde çok önemli zararları olduğunu görmüşler.

TV istasyonunda çalışan kişiler, çalıştıkları ortama girince bir ağırlık ve baş ağrısı hissederler, yoğun stres yaşarlar. Bunun sebebi o istasyonda bulunan alıcı ve vericilerdir.

Bazı alışveriş merkezlerine giren insanlar da rahatsızlık duyarlar, rahat nefes alamazlar, kalp hastaları daha fazla rahatsız olur. Bunun sebebi de o alışveriş merkezinde bulunan baz istasyonlarının sebep olduğu kuvvetli radyasyondur.

2G’nin DNA’yı olumsuz etkilediği, kansere sebep olduğu birçok ülkede yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Bu araştırmaların çoğunu Tehlikeli Oyuncak kitabımda açıklamıştım. Eylül ayında Hayykitap'tan yayımlanacak ikinci kitabımda da son araştırmaları açıklayacağım!"

Çocukların geleceğini nasıl etkileyecek?

"Baz istasyonuna ilk 300 m mesafede oynayan çocukların, diğer çocuklara oranla %500 daha fazla kanser olma riski taşıdıkları yine bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Okul, hastane, park gibi alanların çevresinde kesinlikle baz istasyonu ve yüksek gerilim hattı bulunmaması gerekiyor. Bizim ülkemiz maalesef bu konuda da gariplikler ülkesi! Birçok hastane, park ve okul çevresi baz istasyonları ile çevrili.

Anne ve babalar cep telefonunu çocuklara ödül olarak kesinlikle vermemeli! Çünkü bu ödül değil, onların hayatıntan sağlıklarını çalan ölümcül bir alet! 

Dikkat edin baz istasyonlarında örümcekler yaşamaz, kuşlar da çevresine yuva yapmaz! Elektromanyetik kirlilik hayvanları ve doğal hayatı da çok olumsuz etkiliyor. Yeni sistem doğal hayatı tehdit ediyor!"

Hangi hastalıklarda artışlar görülecek?

"Kalp ameliyatı geçirmiş olanlar İstanbul gibi büyük metropollerde yaşayamaz hale gelecek.

Alerji vakalarında büyük artışlar gözlenecek. İsveç’te yapılan bir araştırmada 3G sisteminin gelmesinin ardından alerji vakalarından büyük artış gözlenmiş.

Almanya’da yapılan bir araştırmada da çocuklarda erken ergenlik ve obezite, kadınlarda menopoz sorunlarında artışlar ortaya çıkmış."

Peki, hem çevre hem de insan sağlığını korumak için çözüm ne?

"Cep telefonlarının mümkün olduğunca az kullanılması gerekiyor. Çünkü sağlığa tamir edilemeyecek derecede büyük zararlar veriyor. Mevcut sistem insanları korumuyor.

Sigara konusunda devlet ve toplum çok geç uyandı ama artık büyük hassasiyet gösteriliyor. Çok geç olmadan cep telefonu konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor. Bunun için, sivil toplum örgütlerine, devlete ve özellikle telefon kullanan vatandaşlara büyük görev düşüyor."

www.iyibilgi.com özel Nihal Doğan

 

Televizyon ve cep telefonu hasta ediyor

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta - www.iyibilgi.com Eylül 2008

 

Son senelerde hayatımızın adeta ayrılmaz bir parçası haline gelen pek çok elektronik alet var. Cep telefonları… televizyonlar… mikrodalga fırınlar… bilgisayarlar… yazıcılar… fotokopi makineleri… DVD oynatıcılar… bunlardan bazıları.
Bunların elbette büyük kolaylıklar getirdiği… daha rahat yaşamamızı sağladığı… iletişim imkanlarını müthiş şekilde artırdığı… bir gerçek, ama bu aletler ‘bilinçsiz kullanıldığında’ faydadan çok zarar da verebiliyor.
Bu hafta basında yer alan iki haber televizyonların özellikle çocuklarımızın ruh ve beden sağlığı üzerine olan olumsuzluklarının hangi boyutlara vardığını açık bir şekilde ortaya koyuyordu.

 

Fransa’ da televizyon yasağı

 

Geçen hafta Fransa’da televizyon ve radyo programlarını denetleyen Yüksek Görsel-İşitsel Konsey, televizyon kanallarının 3 yaşından küçük çocuklara yönelik TV şovları yayımlamasını, gelişim sürecindeki çocukları olumsuz etkilenebilecekleri gerekçesiyle yasakladı. Konsey, ebeveynleri de uyararak bebeklerini, Baby TV, BabyFirst TV gibi yurtdışından yayın yapan kanallardan uzak tutmalarını istedi. Konsey, önceki gün aldığı kararın 3 yaşından küçük çocukların televizyonun etkisinden koruma amacı taşıdığını bildirdi. Yetkililer, televizyonun üç yaşın altındaki çocukların zeka gelişimini olumsuz etkilediğini düşünüyor.

 

Televizyon kalp hastası yapıyor

 

Milliyet gazetesinde birkaç gün önce yayınlanan haber de şöyle:
"Amerikan Kalp Derneği, odalarında teknolojik ürün bulunan çocuklarda, bunlara çok vakit ayırmaları ve iyi uyuyamamaları nedeniyle kalp hastalıkları riskinin arttığı uyarısında bulundu.
Ailelerinden ve okuldaki arkadaşlarından gördükleri ya da sahip olduğunu anlattıkları dijital cihazları isteyen çocuklar, kısa sürede odalarını teknoloji mezarlığına çeviriyor ve söz konusu cihazlar dolayısıyla çocuklar sağlıklı uyuyamıyor. Amerikan Kalp Derneği’nin hazırladığı raporda, 13-16 yaş arası çocukların günde 6,5 saatten az uyuması halinde, onları gelecekte yüksek tansiyon gibi sorunlar beklediğine dikkat çekildi.
Raporda, çocukların bu sorundan kurtarılması için yatak odalarındaki teknolojik istilânın durdurulması isteniyor. Bunun için ailelerin, çocuklarının yatak odalarından; bilgisayar, bilgisayar oyun konsolları, cep telefonları ve mp3 çalarlar gibi cihazları uzaklaştırmaları gerekiyor. Araştırmaya göre, çocukların büyük bölümü, 8-9 saatlik uyku yerine geç saatlere kadar ya da gecenin bir yarısı kalkarak televizyon izliyor, müzik dinliyor veya arkadaşları ile mesajlaşıyor ve vücudun ihtiyacı olan uykuyu alamıyor.
Minnesota Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü’ndeki bazı araştırmacıların raporuna göre de odalarında televizyon bulunan çocuklar, bulunmayanlara göre daha çok abur cubur tüketiyor ve daha az fizik kültür aktivitesinde bulunuyor."

 

Televizyon astıma da yol açabilir

 

Bu iki haberin benim ‘televizyonun çocuk astımındaki artışta önemli rolü olduğunu ileri sürdüğüm’ hipotezimi ne kadar desteklediğini gördüm. 
Şimdi sizlere ilk defa bundan 3 seneden fazla zaman önce yayınlanan o yazımı sunuyorum.
Bu haberlerde yer alan bazı cümlelerin sanki yazımdan alınmış olduğunu da fark edeceğinizi de umuyorum.

 

İşte o yazım

 

Evlerimizin vazgeçilmezi olan televizyonların çocuklarda en çok görülen kronik hastalık olan astımın ortaya çıkmasında da önemli olabileceğini gösteren pek çok kanıt ortaya çıkmaya başladı.
Başta televizyon olmak üzere,  mikrodalga fırın, telsiz telefonlar, cep telefonları, bilgisayar, yazıcı, fotokopi makineleri… gibi artık pek çok evde de bulunan elektronik aletlerin yarattığı elektromanyetik radyasyon en başta suçlanan faktör.
Cep telefonlarından yayılan mikrodalgaların mast hücrelerinden histamin, P maddesi, VIP ve NGF gibi kimyasal maddelerin salgılamasını iki misline kadar artırabildikleri saptanmıştır. Bunlar, astım, saman nezlesi, egzama gibi hastalıkların ortaya çıkmasında çok önemli rolleri olan maddelerdir. 800-900 MHz arasındaki bu mikrodalgaların, antihistaminik ve kortizon gibi allerji tedavisinde kullanılan ilaçların etkilerini azalttıklarının da anlaşılması bu konudaki endişelerin hiç de haksız olmadığını göstermektedir.
Uzun süre televizyon seyretmek çocukların hareketlerini azaltmakta, bu da şişmanlığa zemin hazırlamaktadır. Obezite yani şişmanlık, astım için bir risk faktörüdür. Bir taraftan göğüs duvarındaki yağlanmanın hava yollarını sıkıştırması, diğer taraftan akciğer hacimlerinin azalması ve havayollarının daralmasına bağlı olarak bronş aşırı duyarlılığının artması şişmanlarda astım oluşumunu kolaylaştırmaktadır.
Televizyonlardaki reklâmlar, çocukların hazır ve katkı maddesi içeren yiyecek ve içecek tüketiminin artmasında çok önemli bir nedendir. Fazla miktarda karbonhidrat ve katkı maddesi içeren bu besinler, sağlıksız beslenmeye yol açmakta ve kilo almayı kolaylaştırmaktadır. Abur cubur ile iştahları kaçan çocukların sebze, meyve gibi vitamin ve antioksidan içeren besinleri daha az yemeleri de astım için bir risk faktörüdür. Ayrıca, sülfitler, tartrazin… gibi bazı katkı maddelerinin doğrudan astım krizlerine neden oldukları da bilinmektedir.
Uzun süre televizyon seyredilmesi, çocukların temiz havaya daha az çıkmalarına da neden olmakta ve çocuklar ev havasındaki olumsuzluklardan zarar görmektedirler.  Duvardan duvara kaplı halılar, evdeki yeni mobilya ve eşyalar, tüylü oyuncaklar, yün ve kuştüyü yatak takımları… çocukların daha fazla alerjene maruz kalmalarına yol açmaktadır. Evde sigara içilmesi de astımın ortaya çıkmasını kolaylaştıran nedenlerdendir.

 

Televizyon astımının önlenmesi

 

• Uzun süre ve yakın mesafeden televizyon seyredilmemelidir.
• Çocuklar, sadece haftanın belirli günlerinde belirli süre televizyon izlemeli, televizyona en az 2 metre uzaktan bakılmalıdır.
• Yatak odasında televizyon, cep telefonu… gibi elektromanyetik radyasyon yayan aletler bulunmamalıdır.
• Çocukların dengeli beslenmelerine özen gösterilmelidir. Hazır ve katkı maddesi içeren yiyeceklerden uzak kalmaları, taze sebze, meyve ve tavuk, balık eti yemelerini sağlanmalıdır.
• Çocukların hareketsiz kalmaları önlenmeli ve spor yapmaya teşvik edilmelidir.
• Evlerdeki alerjen kaynakları ortadan kaldırılmalıdır.
• Evlerde sigara içilmemeli, ev havasının temiz olmasına özen gösterilmelidir.
• Çocuklar temiz ve güzel havalarda mutlaka dışarı çıkarılmalıdır.

 

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta - www.iyibilgi.com Eylül 2008

 .........................................................................................................................................................

Tehlikeli Oyuncak: Cep Telefonu

 

Özellikle büyük şehirlerde dört bir yanımız baz istasyonlarıyla çevrili. Hastanelerin, okulların etrafında bile. Prof. Dr. Selim Şeker baz istasyonlarının tehlikelerini hatırlatırken hepimizi uyarıyor: Elektromanyetik kirlilik insanı mahvediyor! Şeker bir de kötü haber veriyor: İstanbul’a 50 bin baz istasyonu daha kurulacak! iyibilgi özel

 

Baz istasyonlarıyla ilgili yapacağımız söyleşi için ilk aklımıza gelen isim Prof. Dr. Selim Şeker oldu. Prof. Şeker cep telefonlarıyla ilgili yazılmış en samimi kitabın, “Tehlikeli Oyuncak: Cep Telefonu” kitabının yazarlarından.  Boğaziçi Üniversitesi Elektrik - Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde Öğretim Üyesi.

 

iyibilgi: Cep telefonları ilk çıktığı zaman büyük tepkiler de görmüştü. Basında baz istasyonlarının, cep telefonlarının ne kadar tehlikeli olduğu çok yazıldı. Bugün bu etkileri unutmuş gibi görünüyoruz ama MHP’nin TBMM’ye verdiği araştırma önergesiyle konu tekrar gündeme geldi. Gerçekten, neden dört bir yanımız baz istasyonlarıyla çevrili?

Selim Şeker: Baz istasyonu sayısı daha da artacak. 3G dediğimiz, üçüncü nesil baz istasyonlarının ihalesi yapıldı, yakında bunlar da kurulmaya başlanır. Londra’ya 50–70 bin civarında yeni baz istasyonu takıldı. İstanbul da aşağı yukarı Londra büyüklüğünde bir şehir; buraya da aynı sayıda yeni istasyon kurmak isteyeceklerdir.

 

Telekomünikasyon şirketleri kendilerine en ucuz gelen yerlere koyuyorlar. Halk sağlığını düşünen yok.

 

İngiltere’de ve Avrupa’da bir sistem var. Şu anda google-earth’den yaşadığınız yeri, evinizi görebiliyorsunuz değil mi? İşte yurtdışında baz istasyonlarının yerleri de bu şekilde görülebiliyor. Yeni bir eve taşınacaksanız, o civarda, hangi noktalarda baz istasyonu var, gücü nedir, değerleri nedir, hepsini görebiliyorsunuz. Çocuğunuz için okul seçerken buna bakıyorsunuz. Burada da bu sistemin uygulanması lazım.

 

iyibilgi: Baz istasyonlarının kanserden tutun kısırlığa kadar birçok etkisi olduğunu biliyoruz. “Tehlikeli Oyuncak: Cep Telefonu” kitabında da bu olumsuz etkilerden uzun uzun bahsediyorsunuz. İyibilgi okuyucuları için eklemek istediğiniz noktalar var mı?

Baz istasyonları korkunç bir elektromanyetik kirlilik yaratıyor. Bu, o kadar büyük boyutlarda ki, günlük hayatımızdaki birçok şeyi etkilemeye başlayacak. Dünyanın bu anlamda en kirli şehirlerinden New York’ta birçok ofis şehir dışına taşınmak zorunda kaldı. Çünkü bu kirlilik cihazların çalışmasını etkiliyor. Bankaya 50 lira yatırıyorsunuz ama 5 lira yatırmış görüneceksiniz. Borsanız etkilenebiliyor. Uçakları düşürebiliyor. Uzayla olan iletişimi çok etkiliyor; uydudan takip edilen terörist hareketler takip edilemez oluyor.

 

En önemlisi, insanlar üzerindeki etkisi tabii. Bir Alman alim, çocukların ergenliğe erken,  kadınların menopoza geç girmesinin, çocukların boylarının aşırı derecede uzamasının sebebi olarak elektromanyetik kirliliği gösteriyor. Mesela Çinliler ve Japonlar kısa boylu insanlardır ama şimdiki gençlerine bakın, hepsi uzun boylu olmaya başladı.

 

Bugün gazetelerde bir haber vardı, ABD’li uzmanlar düşünce okuyorlar. Ben bunun mümkün olduğunu senelerdir söylüyorum. Hepsini elektromanyetik dalgalarla yapıyorlar. Bir elektromanyetik dalga uçağın beynini rahatsız ediyorsa, kulağınızdan içeri giriyor, insan beynini de rahatsız ediyor.

 

Sanayi devrimi fiziksel dünyayı, çevreyi mahvetti, bugün geri dönüşü yok. Elektromanyetik kirlilik de insanı mahvediyor…

 

iyibilgi: Bahsettiğiniz yeni baz istasyonları da konulursa herhalde insan vücudu feryat etmeye başlayacak… Nasıl koruyacağız kendimizi?

Gene Avrupa’dan bir örnek vereyim. Sigara paketlerindeki gibi, “cep telefonu zararlıdır” ibaresi var. Araba sürerken kullanmak kesinlikle yasak, büyük cezalar ödeniyor. Bizde emniyet şeridinden gidenleri kamerayla tespit edip ceza yazıyorlar ama araba kullanan herkesin bir eli cep telefonunda.

 

Almanya’da belli bir şehirdeki toplam yayın gücü sınırlıdır. Burada da sınırlamalar getirilmeli. Mesela Çamlıca’ya gidin bakın, önüne gelen yeni bir kanal açıyor. Bu kadar fazla kanal dünyanın hiçbir yerinde yok.

 

iyibilgi: Elektromanyetik kirlilik derken sadece baz istasyonları, cep telefonları değil, televizyon ve radyo istasyonlarını da hesaba katmak gerekiyor, değil mi?

Tabii, bütün bunlar toplam kirliliği oluşturuyor. Son zamanlarda Mühendisler Odası, Tabipler Odası ile birlikte bu konuda neler yapabileceğimizi tartışıyoruz. Elektromanyetik kirlilik ile ilgili, halk sağlığı doktorlarına eğitim verilmeli. Doktorlar bu konu hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değil.

 

iyibilgi: Anne-babalar hiç değil. Küçücük bebekleri cep telefonuyla konuşturuyorlar. Anaokuluna giden çocuklar için üretilmiş telefonlar var. Hatta, dükkan dükkan dolaşarak, daha 8 yaşındaki çocukları için pembe cep telefonu arayan anne babalar var. Pembe yanaklı masum çocukların cep telefonu reklamlarında kullanılması milletçe savunma mekanizmalarımızı bozdu galiba, çocukların oyuncağı gibi görmeye başladık.

Çocuklardan cep telefonunu kesinlikle uzak tutmak lazım. Küçük çocuklar cep telefonlarıyla çok daha fazla radyasyon yutuyor.

Çocuklara cep telefonu vermek, onları esrara alıştırmak gibi. Çok küçük yaşta sigaraya başlamak gibi. Çok küçük yaşta sigaraya başlanırsa kümülatif etki daha fazla olur. Küçük yaşta cep telefonuyla konuşmaya başlamanın kümülatif etkisi çok daha korkunç.

Cep telefonunu çocuklara vermeyi bırakın, onların yanında bile cep telefonuyla konuşmamak lazım.

Sigara içen birisinin yanında oturan kişi nasıl pasif içici olarak aynı zehri soluyorsa, cep telefonuyla konuşan kişinin yanındakiler de aynı radyasyonu alıyorlar. Avrupa’da cep telefonları için “pasif içicilik”te olduğu gibi yasalar çıkmaya başladı. Toplum içinde, insanların yanında, cep telefonuyla konuşmak yasaklanıyor.

iyibilgi: Konuşmayı bırakın, bizde otobüslerde, iş yerlerinde cep telefonlarıyla uzun muhabbetler ediliyor.

Bunlar çok sakat şeyler. Eve, işe gidildiğinde cep telefonu kapatılır. Çok acil bir şey varsa iki söz söylenir kapatılır. Ancak bu şekilde kullanılmalı.

Bakın, bundan 20 yıl önce sigara teşvik ediliyordu. Bilim adamları zararlı, içmeyin, öldürür, diyorlardı ama kimse kulak asmadı. Bugün sigarayla ilgili yasalar yapıldı, yasaklandı, hepimiz öldürücü olduğunu kabul ediyoruz. Peki o zaman zarfında ölen insanlar ne olacak?

 

Aynı şey cep telefonları için de yaşanacak. Bundan 20 yıl sonra cep telefonu kullanmak çok tehlikelidir diyerek kullanılması yasaklanacak.

 

Verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ediyoruz.

 

www.iyibilgi.com ÖZEL  05 Ocak 2008

  http://slaytyerim.com/slaytlar/cat_view/36-salk.html?start=10








Bu haber 1,355 defa okundu.

yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok