Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

Kanser Avrupa’da azalıyor, bizde ise hızla artıyor

9 Eylül 2008 09:53
font boyutu küçülsün büyüsün


 

 

Avrupa ülkeleri arasında kansere en fazla para harcayan 6’ncı ülkeyiz. Türkiye'de her yıl 2.5 milyar dolar kanser tedavisi için harcanıyor.

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, “ABD başta olmak üzere Avrupa’da sigara içenlerin oranı her yıl yüzde 3 azalırken bizde her yıl yüzde 2-6 oranında artıyor” dedi.

250 BİN DOLAR

Bir kanser hastasının tedavisinin 250 bin dolara mal olduğuna dikkat çeken Prof. Tuncer, şunları söyledi:
“Eğer kanser hastası sigarayı bırakamazsa bu ilaçların anlamı yok. Önce sigarayı bırakması lazım ki o ilaçlar işe yarasın. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan söz aldık. Kanser olupda sigarayı bırakmaya çalışanların kullanacağı sigara bıraktırma ilaçlarının ücretleri ödenecek. Piyasada sigara bırakma tedavisinde kullanılan 2-3 ilaç var. Ödeme kapsamına yalnızca ilaçlar değil psikoterapi gibi yöntemler de alınacak. Doktorun vereceği rapor hangi yöntem doğrultusundaysa o tedavinin masrafı ödenecek. Tedavi maliyeti 100 ile 1500 TL’yi geçmez. Böylece 3 kanser hastasının tedavisi için harcanan para ile yaklaşık 10 bin kişinin sigarayı bırakması sağlanabilecek.”


HABERTURK

Kanserden korunmak mümkün mü?

 

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
ahmetrasimk@mynet.com

16 Aralık 2008

 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından birkaç gün önce yayınlanan rapora göre, kanser ve kansere bağlı ölümler tüm ülkelerde büyük bir hızla artıyor. Raporda, bu sene 12 milyon insanın kansere yakalanacağı ve 7 milyonunun öleceği, 2010 senesinde kanserin kalp hastalıklarını geçerek dünyada en çok ölüme yol açan hastalık olacağı ileri sürülüyor.

Kanserde artış hızında bir değişiklik olmadığı takdirde 2030 senesinde bu rakamların en az iki misli artacağı, 20 ila 26 milyon insana kanser teşhisi konacağı ve bunların da 13 ila 17 milyonunun da öleceği tahmin ediliyor.

Dünyada her sene 7 milyon insan bu ‘amansız hastalık’ yüzünden hayatlarını yitirse de, büsbütün umutsuz ve çaresiz de değiliz, çünkü istatistiklere göre bu ölümlerin 2.4 milyonu, yani üçte birinden daha fazlası, önlenmesi mümkün olan risk faktörleri yüzünden ortaya çıkıyor.

Gelişmiş ülkeler dünya nüfusunun ancak %15’ ini barındırmakla beraber, kanser ölümlerinin %30’ u bu ülkelerde görülüyor. İnsan ömrünün uzaması sebebiyle, kansere gelişmekte olan ülkelerde de giderek daha fazla rastlanıyor. Zengin ülkelerde kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri daha fazla iken, fakir olanlarda ise karaciğer, yemek borusu ve mide kanserleri başı çekiyor.
Kanser oluşumunda kalıtsal, çevresel ve yaşam stilimizle ilgili birçok faktörün rolleri var. Kalıtsal özelliklerimizi değiştirmek elimizde olmamakla beraber, yaşam stilimizde yapacağımız değişikliklerle, bazı alışkanlıklardan vazgeçmekle pek çok kanser türünü önlemek mümkün olabilir.

TÜTÜN

Tüm kanserlerin %30 kadarının tütün kullanımına bağlı olarak geliştiği saptanmıştır. Tütünün sadece sigara şeklinde kullanımı değil, puro, pipo, nargile ile solunması da kanser yapıcı etkiye sahiptir. Hatta, pasif olarak sigara dumanına maruz kalmak, yani dumanaltı olmak da akciğer kanseri için bir risk faktörüdür. Sigara dumanında 100’den fazla kanser yapıcı madde vardır. Tütün en çok akciğer kanserine neden olmakla beraber, ağız, yemek borusu, gırtlak, mide, kalın bağırsak, mesane, pankreas, rahim ağzı kanserlerinin ve bazı lösemilerin oluşumunda da rolü vardır.

ALKOL

Günde 2 kadehten fazla alkol içenlerde, karaciğer, gırtlak, ağız, boğaz ve yemek borusu kanseri riski daha yüksektir. Alkolle beraber sigara da içilmesi kanser riskini daha da artırır.

BESLENME İLE İLGİLİ FAKTÖRLER

Kanser için sigaradan sonra ortadan kaldırılması mümkün olan en önemli risk faktörü şişmanlıktır. Şişmanlıkla ilgili olduğu bilinen kanserlerin başında yaşlı hanımlardaki meme kanseri gelir. Şişmanlık, rahim içi, böbrek, yemek borusu ve kalın bağırsak kanseri için de risk yaratır.
Diyetimizin de kanser oluşumunda büyük önemi var. Sebze ve meyvelerden zengin diyet sindirim sistemi kanserlerini azaltırken, kırmızı et, fazla yağ, tuz ve tuzlanarak ya da tütsülenerek hazırlanmış besinleri tüketenlerde kanser riski fazladır.

HAREKETSİZLİK

Az hareket eden insanlarda, özellikle de yaşlılarda kalın bağırsak, meme, rahim içi, böbrek ve yemek borusu kanserleri daha fazla görülür. Hareketin az olması kilo almayı kolaylaştırarak da kanser riskinin artmasında etkili olur.

GÜNEŞ IŞINLARI

Uzun süre ültraviyole ışınlara maruz kalmak deriyi yaşlandırarak ve hücrelerin DNA’sında hasra yol açarak melanom ve diğer deri kanserlerinin oluşumunu kolaylaştırır.

ÇEVRE KİRLİLİĞİ

Kanserlerin oluşumunda çevre kirliliğinin de önemli rolü olduğu belirlenmiştir. Dizel egzozundaki partikülleri yoğun olarak soluyan mesleklerde çalışanlarda  akciğer kanseri riski yüksektir. İngiltere’de yapılan bir araştırmada da çevre kirliliğinin yoğun olduğu yörelerde doğan çocuklarda kanserlerin 4 misli fazla görülebileceği sonucuna varılmıştır.

RADON

Radon, kayalardaki ve topraktaki uranyumun normal olarak harap olması ile ortaya çıkan radyoaktif bir gazdır. Dünyanın bir çok ülkesinde yapılan araştırmalarda, akciğer kanseri saptanan hastaların evlerinde, yüksek düzeylerde radon gazı bulunduğu saptanmıştır.

GÜVENLİ OLMAYAN CİNSEL İLİŞKİ VE STERİL OLMAYAN ENJEKSİYONLAR

Cinsel ilişki ile bulaşan ‘human papilloma virüsleri’ (HPV) her yıl 500 bin kadının rahim ağzı kanserine yakalanmasına neden olmaktadır. Son yıllarda geliştirilen HPV aşısı sayesinde bu kanser türünün azalacağı umulmaktadır.

C ve B tipi hepatit virüslerinin bulaşmasıyla karaciğer kanseri riski artmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
ahmetrasimk@mynet.com

16 Aralık 2008

 .................................................................................................................................................................................................

Kanserde en iyi çare
 
Kanserin alt edileceği sanıldı. Kanser bilimadamlarını altetti.  Sadece ABD'de hala günde üç uçak dolusu insanı öldürüyor. ABD Başkanı Bush'un 2001'de "teröre savaş" ilan etmesi gibi, Başkan Nixon da 1971 yılında "Kanserle savaş" ilan etmişti. İşte o günden bu yana, insanlığın kabusu olan bu hastalğı alt etmek için insanlık tam 37 yıl ve 200 milyar dolardan daha fazla para harcadı.

Milyonlarca araştırma yapıldı. sadece geçen sene 1.5 milyon akademik makale yayınlandı. Sonuç, beklendiği gibi değil.

Bilim adamları, o şavaş ilanından 37 yıl sonra "alt edildiklerini" kabul etti.

Amerikan Newsweek dergisi "kanserle savaşta son durumu" değerlendiren yazıda, kanserle savaşta aslında hiç de gerektiği kadar mesafe alınmadığına dikkat çekti.

Korkunç gerçeği gösteren hesap

Sadece bu yıl ABD'de 565 bin 650 kişi kanser kurbanı olacak. Bu da günde 1500 kişi demektir. Yani yılın 365 gününde, günde 3 uçak dolusu insanın ölmesi anlamıa geliyor. İşte bu müthiş hesaba bakıldığında, kanserin ne denli bir terör olmaya devam ettiğini daha net görmek mümkün oluyor.

Newsweek, 1971'de örneğin lösemi vakalarının yüzde 70'inin ölümle sonuçlandığına dikkat çekerken bugün vakaların yüzde 73'ünde hastalığın kontrol altında tutulabildiğine, göğüs kanseri vakalarında da benzer bir durumun yaşandığına dikkat çekiyor. Ancak kanserin insanlığı tehdit eden en büyük terör olmaya devam ettiğinin de altı çiziliyor. İşte bu nedenle bilim adamları, bugüne kadar üzerinde çalışılan "kanserli hücreleri doğrudan hedef alan" ilaçlar ve diğer yönteler üzerinde değil, yepyeni bir mücadele yolu benimsemek gerektiği sonucuna vardılar.

ŞİMDİYE KADAR VARILAN SONUÇLAR

Uzmanların şimdiye kadar sürdürdüğü kanser araştırmalarında ulaştıkları sonuçlar ise şöyle:

- Tümörler, vücudun içinden çekip alınsa bile mikroskobik hücreler vücutta kalmaya devam ediyor. Kemoterapiye rağmen kanserin yeniden geri dönmesi mümkün olabiliyor.

Kanser hücreleri en parlak askeri taktisyenler gibi

- Kanserli hücreler dünyanın gördüğü en büyük askeri taktisyenler gibi. Önlerine bir engel çıktığı zaman bu engeli by-pass ederek kendilerine çoğalmak için yeni yollar buluyorlar.

"Bir tümör 100 kanser uzmanından daha zeki"

- Amerikan Kanser Derneği’nden Otis Brawley’e göre “1 tümör 100 kanser bilimciden daha zeki.”

Bu nedenle tümörleri yenebilmek için sürekli olarak yeni yollar bulmak gerekiyor.

Kanser tahmin edilenden çok daha karmaşık bir hastalık.

ÖNLEM İÇİN YENİ BİR SAVAŞ

- Her yıl Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi FDA’e onay için gelen 100 kanser ilacından sadece 8’i onay alabiliyor.

- Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde hemen hemen her zaman başarıya ulaşılabiliyor. Ancak iş insanlara geldiği zaman geliştirilen ilaçlar etkisiz kalıyor.

- Bilim adamlarının vardığı en önemli sonuç şu: “Kanser” diye bir şey yok. Akciğer kanseri, prostat ya da göğüs kanseri birbirinden çok farklı hastalıklar. Bu hastalıklara ayrı ayrı ilaçlar geliştirilmesi gerekiyor.

En iyi çare: Kanserin oluşumunu hazırlayan şartları ortadan kaldırmak

- Kontrolsüz hücre mutasyonlarının kansere yol açtığı artık bilinen bir gerçek.

Bu savaşta bundan sonra asıl izlenmesi gereken taktik kanser oluştuktan sonra onu tedavi etmek için uğraşmak değil, kansere neden olan bu mutasyonlara yol açan şartları belirleyip onları engellemek için yöntemler geliştirmek.

timetürk  08 Eylül 2008

...........................................................................................................................
 
Buzu çözülen yemeği tekrar dondurmayın..
 
Prof. Topuz, kanserden korunmada ev kadınlarına büyük iş düştüğünü söyledi:
Kanserle savaşmak için yemeklere dikkat edin. Yemekleri, özellikle çocuklarınıza iki kez pişirip vermeyin. Buzu çözülen yemeği de tekrar dondurmayın..
Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz; kanserden korunma yollarını anlattı:

KORKUTMUYORUM!


Kanserle ilgili açıklamalarınızla insanları korkutmuş olmuyor musunuz? Birçok kişi bana, "İnsanları korkutuyorsun" diye kızıyor. Ama ben insanları korkutmuyorum. Sadece yarın 'keşke' dememeleri için bugünden insanları uyarmak istiyorum. Nitekim bunları söylemeye başladıktan sonra halkın yüzde 60'ı daha dikkatli olmaya, tedbirli davranmaya başladı. Ben boşuna, 'ellerimizi zeytinyağlı sabunla yıkayalım, kadınlarımız inorganik pedler kullanmasın, bebeklerimize inorganik bezler kullanmayalım' demiyorum. 'Saatlerce cep telefonu ile konuşmayalım, telefonlarımızı uzak yerlerde şarj edelim' derken, insanların sonradan üzülmemesi için konuşuyorum. Kanser; maddi ve manevi açıdan ağır bir hastalıktır. Sonra insanlar acı çekiyor, kemoterapi görüyor, saçları dökülüyor, psikolojik olarak çok yıpranıyorlar. İşte bu nedenle insanların şimdiden önlem almasını istiyorum. Bunun basit yollarını da gösteriyorum. Herhalde yeni alınan bir giysiyi kaynatmak, brokoli, balık yemek, plastik kap kullanmamak çok zor olmasa gerek. Benim tek amacım var; insanlar bunlara dikkat etsin ve 'keşke' demeden şimdiden önlemini alsın.

Kanserden korunmada beslenme önemli yer tutuyorsa, bunların ilk sırasında içtiğimiz su mu gelir? Su; hayatımızı devam ettirmek için en önemli hayat iksirimizdir. Kanserden korunmak için içtiğimiz suya önem vermeliyiz. Satın aldığımız sulara kanserojen dozlar karışabiliyor. Bu nedenle içtiğimiz suyun markasını her üç ayda bir değiştirmekte fayda var; bizi zehirleyen maddeleri sürekli almamış oluruz.

Bilinçli beslenmenin yanı sıra pişirme biçimimiz de kanserden korunmada etkili oluyor mu? Evet, yiyecekleri nasıl pişirdiğiniz ve muhafaza ettiğiniz de çok önemli. Her şeyden önce mevsimine göre beslenin ve sebzeleri de mevsiminde dondurup saklayın. Çözüldükten sonra mutlaka pişirin ve bir kez çözdürdüğünüz yiyeceği asla yeniden dondurmayın. Yiyeceği mikrodalga fırında da, ateşte de sadece bir kez ısıtın. Çünkü yeniden ısıtırsanız bütün besin değerlerini öldürürsünüz. Aynı zamanda DNA'yı da bozarsınız. DNA kırılması da kanserojene yol açar. Bu nedenle yiyecekleri sadece bir kez ısıtın ve sonrasında hemen tüketin.

İÇ ÇAMAŞIRINI KAYNATIN


Artık giysi satın alırken bile 'kanserojen madde var mı' diye korkuyoruz. Gerçekten giysi satın alırken de dikkat etmemiz gerekir mi? Maalesef öyle! Çünkü biz dünyamızı kendi ellerimizle kirletiyoruz. Bu kirlilik de hayatımızın her alanına yansıyor. Yediğimiz yiyecekler, içtiğimiz su, soluduğumuz hava ve üzerimizdeki giysiler konusunda bile bilinçli olmalıyız. Örneğin giysilerimizin pamuktan üretilmiş olmasına dikkat etmeliyiz. Çünkü giysiler, üretim esnasında bazı kimyasalların kullanılmasıyla ağartma işlemine tabi tutulur. Mesela ağartma işlemi esnasında kullanılan kimyasalların kanserojen özelliği olabiliyor. Giysilerde dikkat etmemiz gereken diğer önemli bir konu da yıkama işlemi. Giysilerimizi zeytinyağlı doğal sabunlarla yıkamalıyız. Özellikle çocuklarımızın giysilerini yıkarken buna çok dikkat etmeliyiz. Beyaz olan iç çamaşırlarını, yeni aldığınızda giymeden önce mutlaka kaynatın. Hem de iki kere! Çünkü bu çamaşırlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.

Sabah 13 ağustos 2008

Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.

Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini  kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.

Buna karşın kanser hücreleri, bu  bilinci kaybeder,  kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.

Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.

 

Kanserin Nedenleri ?

Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.

Sigara alkol kullanımı,

Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,

Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,

Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)

Bazı virüsler

Hava kirliliği

Radyasyona maruz kalma,

Kötü beslenme alışkanlığı

 

Kanser Tehlikesinin 7 Habercisi


Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.


       Aşağıdaki belirtilere dikkat edin: 

 Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı

Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler

İyileşmeyen yaralar

Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük

Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık

Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara...

Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler

 

Bu değişiklikler görüldüğünde bir hekime başvurmayı ihmal etmeyiniz... .

 

 

EN SIK GÖRÜLEN KANSER TİPLERİ 

Meme kanseri

Akciğer kanseri

Prostat kanseri

Mide kanseri

Kalın barsak kanseri

Rahim ağzı kanseri

 

KENDİ  KENDİNİZİN BEKÇİSİ OLUN

Önce kanserden korkmamayı öğrenmeliyiz. Korku doktora gitmeyi önler ve hastalığın iyileştirilmesini engeller. Hastalık belirtilerini yorumlamak yalnızca doktorların görevidir. Kanserin belirtilerini bilmek bu belirtilerin herhangi birini hissettiğimizde derhal doktora başvurmak şarttır. Hiç rahatsızlık duymasak da yılda bir kez mutlaka genel kontrolden geçmeliyiz. Kanserin iyileştirilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. İyileşme oranı kanserin erken teşhisi ile doğru orantılıdır.

 

 




Bu haber 1,012 defa okundu.

yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok