Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

İLAÇ İSRAFI

8 Eylül 2008 00:48
font boyutu küçülsün büyüsün


Boş yere içilen ilaçlar, yok yere çekilen MR’lar, gereksiz ameliyatlar! Yan etkiler hastaya, paralar kasaya! İçilen ilaçlardan, çekilen MR’lardan hastaların gördüğü yan etkilerin hesabını kim verecek? Peki ya gereksiz yere bıçak altına yatmanın acısını kim çekecek?

 

Ulusal Romatoloji Kongresi Başkanı Prof. Eftal Yücel, doktorlara gereksiz ilaç yazmamak için özen göstermeleri çağrısında bulundu. Prof. Dr. Yaşar Karaaslan ise “Ülkemizde gereksiz bel fıtığı ameliyatları çok fazla. Hekimlerimiz gereksiz ameliyatlar yapıyor” diye konuştu.

 

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eftal Yücel, osteoporoz tedavisinin yüksek maliyetli bir hastalık olduğunu belirterek, "Türkiye'de osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlara bir yıl içinde yaklaşık 300 milyon dolar harcanıyor. Bu paranın yaklaşık 200 milyon dolardan fazlası gereksiz yapılan tedaviler için ödeniyor" dedi.

 

Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (RAED) tarafından 11-15 Ekim 2008'de Antalya'da düzenlenen 9. Ulusal Romatoloji Kongresinin başkanlığını yürüten Yücel, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun, kemiklerin güçsüzleşip kırılmasına neden olan ve kırık olmadığı sürece ağrı yapmayan bir hastalık olduğunu söyledi. 65 yaşından önce kemik ölçümü gerekesiz

 

Yücel, osteoporozun genetik olma özelliği taşıdığını, ailesinde kalça kırığı olanların, 3 aydan uzun süre ve günde 5 miligramdan fazla kortizon kullananların ya da kullanacakların, bazı hormonal bozukluğu olanların, çok sigara içenlerin ve zayıf kişilerin risk grubunda olduğunu kaydetti. Risk taşıyan kişilerin kemik mineral yoğunluklarına 65 yaşından daha önce bakılabileceğini dile getiren Yücel, risk taşımayanların ise 65 yaşından önce kemik mineral yoğunluğu ölçümü yaptırmalarının gereksiz olduğunu söyledi. 

 

200 milyon dolarlık ilaç boş yere içiliyor

 

Yücel, osteoporoz tedavisinin maliyetinin yüksek olduğunu belirterek, "Türkiye'de osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlara bir yıl içinde yaklaşık 300 milyon dolar harcanıyor. Bu paranın muhtemelen 200 milyon dolardan fazlası gereksiz yapılan tedaviler için ödeniyor" diye konuştu.
Osteoporozun kronik bir hastalık olduğu için ilaçların uzun süre kullanılması gerektiğini anlatan Yücel, ilaç tedavisine ilişkin kararın dikkatli alınması gerektiğini söyledi.

 

Yücel, batı ülkelerinde osteoporoz tedavisi için uygulanan geri ödeme sisteminin Türkiye'den çok sıkı olduğuna işaret ederek, "Örneğin İngiltere'de kişi 70 yaşından ileriyse, risk faktörü taşıyorsa ve kemik mineral yoğunluğu ölçümü osteoporozu gösteriyorsa ilaç parası ödeniyor. Türkiye'de ise kriter sadece kemik mineral yoğunluğu ölçümü olarak alınıyor, risk faktörlerine ve kişinin yaşına bakılmıyor. Dolayısıyla, kırık riski fazla ve yaşı ileri olmayan kişilere gereksiz ilaç tedavisi yapılabiliyor. Bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumu, binlerce hastanın tedavi masrafını gereksiz olarak üstleniyor. Buna karşılık çok az kırığın önüne geçilebiliyor" dedi.

 

Hekimler gereksiz ameliyatlar yapıyor

 

Bel fıtığı ameliyatları hakkında da geniş bilgi veren Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Kliniği Şefi Prof. Dr. Yaşar Karaaslan ise “Ülkemizde gereksiz bel fıtığı ameliyatları çok fazla. Hekimlerimiz gereksiz ameliyatlar yapıyor” diye konuştu.

 

MR çekimlerinin yüzde 90'ı gereksiz  

 

Genellikle bağışıklık sisteminin uygunsuz çalışması sonucu gelişen romatizmal iltihabi hastalıklar ve diğer kas-iskelet sistemi hastalıkları ile uğraşan bir bilim dalı olan romatolojinin tüm yönleriyle kongrede masaya yatırıldığını anlatan Yücel, romatoloji uzmanlarının sayı ve yurtiçinde dağılımının hâlâ çok yetersiz olduğuna dikkat çekti. Prof. Karaaslan ise kongrede bel fıtığıyla ilgili yeni gelişmeleri masaya yatırdıklarını anlattı. Karaaslan her bel ağrısı olan hastanın MR’ının çekildiğini ve bu çekimlerin yüzde 90’ının gereksiz olduğunu söyledi.

 

www.iyibilgi.com  13 Ekim 2008 Sağlık Tehdit Altında

 

Özellikle reçeteli ilaçların, serbest eczanelerde alımının kolaylaşması, Türkiye'deki ilaç tüketimini artırdı. Sadece 2007 yılı içinde, Türkiye'deki reçeteli ilaç pazarında 11 milyar YTL değerinde 1,3 milyar kutu ilaç satıldı. Uzmanlar, bu durumun ileride sosyal güvenlik açığını iyice artıracağını düşünüyor.

 

"REÇETELERİN % 50'Sİ GEREKSİZ"

 

Prof. Dr. Ahmet Rasim Büyükusta; Türkiye'de, reçeteye yazılan ilaçların % 50'sinin gereksiz olduğunu vurguluyor. "Fazla yazılan ilaçların nasılsa zararı yok" düşüncesinin de yanlış olduğunu anlatan Büyükusta:

 

"Sonuçta bunlar kimyasal madde. Vücuda zararının yanı sıra başka hastalıkları da tetikleyebilir" diyor.

 

Emekli Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Rasim Büyükusta; eskiye göre sağlığın daha çok parayla ilişkilendirildiği görüşünde. İlaç firmalarının çok fazla kâr etmek için tüketimi artırdığını savunuyor. Buna en basit örnek olarak ilaç karnelerine yazılan fazla ilaçları gösteren Büyükusta:

 

"KORUYUCU TIP DEĞİL, TEDAVİ EDİCİ TIP ÖNDE!"

 

"Karneye bir ilaç veya iki ilaç yazmak yeterli olurken, 4 tane ilaç yazılıyor. Fazladan yazılan ilaçlar hem hastaya fayda sağlamıyor hem de kimyasal madde olduğu için insan sağlığına zararlı oluyor. Türkiye'de sürekli tedavi edici tıp ön planda tutuluyor, koruyucu tıp çok az gündeme geliyor. Hastalara nasıl sağlıklı kalınacağı öğretilmiyor. Hasta olduktan sonra hangi ilaçlarla tedavi edilebileceği bildiriliyor" dedi.

 

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Aydın'a göre; doktorların maaşlarının artırılması, tüketilen ilaca göre prim alınması ve doktorlarla ilaç firmaları arasındaki ilişkinin kesilmesi israfı önler. Aydın:

 

"GEREKSİZ ANTİBİYOTİK: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ BOZUYOR"

 

"Türkiye'de şu anda bir reçeteye en fazla dört ilaç yazılabiliyor. Bakanlık tablet sayısını düşürerek israfın önüne geçmeye çalışıyor. Bütün doktorlar demiyoruz. Doktorların % 30-40'ının ilaç firmalarına mecbur olması bile tüketimi muazzam artırır. Doktorların maaşları iyi olursa, sorun ortadan kalkar. Türkiye'de en çok antibiyotikler yazılıyor. Grip hastasına bile antibiyotik yazılıyor. Antibiyotikler, bazı hastalıklar için faydalı. Ancak gereksiz kullanıldığında, bağışıklık sistemini zor durumda bırakıyor. Yeni hastalıklara kapı açıyor" diyor.
Zaman, Çağlar Avcı, 17/08/2008

 

Yıllık ilaç harcamalarımızın geçen sene 17 milyar doları

bulduğunu söyleyen Küçükusta, astım tedavisinde kullanılan ilaçlar hakkında bakın de diyor…

 

Birlikte okuyalım:

 

“Astım tedavisinde, bronkodilatör (nefes açıcılar) ve hastalığı kontrol ediciler olmak üzere temel olarak iki grup ilaç vardır. Bronkodilatör ilaçların en etkili olanları beta-agonist sınıfı ilaçlardır ve bunların kısa etkili (KEBA) ve uzun etkili (UEBA) olmak üzere iki farklı türü mevcuttur…
Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) yaptığı açıklamada, uzun etkili nefes açıcı ilaçların hastaların şikâyetleri düzeldikten sonra derhal kesilmeleri gerektiğini bildirdi. Sebebi ise; uzun süre kullanılan bu ilaçların astım şikayetlerini şiddetlendirerek, hastaneye yatırılmayı gerektiren krizlere ve ölümlere yol açmasıdır…

 

“Ciddi yan etkileri olabilir”

 

Oysa bu ilaçlar bugüne kadar astımlıların tümüne ömür boyu kullanmaları için leblebi gibi yazılıyordu. Bu ilaçların, hafif, orta astımlılarda özel durumlar dışında kullanılması gerekli değildir. Benim tüm astımlı hastalarım içinde, uzun etkili beta-agonist yazma ihtiyacı duyduklarımın oranı yüzde 5’ i ancak bulur…
Beta-agonist ilaçlar hastanın hırıltısı, nefes darlığı olduğu sürece kullanılmalıdır. Hiç bir şikâyeti olmayan, solunum fonksiyon testleri normale gelmiş hastalara hâlâ bu ilaçları kullandırmak gereksiz olduğu gibi, uzun süreli kullanımı astımın kötüleşmesine neden olabileceği de unutulmamalıdır.
Amerika’ da 3 sene kadar önce, uzun etkili nefes açıcı ilaçların ‘siyah kutu uyarısı’ konularak satılması uygun bulunmuştu. Siyah kutu uyarısı FDA tarafından reçete ile satılan ilaçlara konulan en sert uyarı şeklidir. Bu uyarılar, bir ilacın ölümcül de olabilecek çok ciddi yan etkilere sahip olabileceğini gösteriyor.”

 

Coşkun BEL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 








Bu haber 881 defa okundu.

yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok