En Sıcak Konular

Dr.<br />Kemal Yeşilçimen


Dr.
Kemal Yeşilçimen
9 Eylül 2015

DÜNYANIN EN KANLI SAVAŞI



    

Dünyanın en kanlı savaşları diye google taraması yaparsanız, en çok ölüme yol açan savaşları görebilirsiniz. Sigaradan fastfooda, koladan her çeşit içkiye, sağlıksız gıdaya, katkı maddesine, GDO'ya, kimyasallara, çevre kirliliğine kadar pek çok silahla milyarlarca insanı öldürmeye devam eden batı tip yaşam tarzının soykırımı andıran katliamları ise her nedense gizlenir.


Her yıl milyonlarca insanı öldüren sigara, alkol, fastfood, kola ve kanserojen tarım ilaçlarının katliamını gizlemek için ülkeler suni gündemlerle meşgul edilir. Milyonlarca insan küresel şirketlerin sağlık düşmanı üretimleriyle ölür ve hastalıktan sürünürken, küresel medya ve uzantıları, terör, kadına şiddet, kazalar, etnik ve dini çatışmalar ile gündemi meşgul ederek asıl vahşeti gizleyecektir. Hangisinden ölen daha çok? İnsanlık alemi bu küresel tezgahı idrak etmeden sağlık ve hayatını koruyamaz. DSÖ araştırmasına göre Sigara üreticileri bu yüzyıl 1 milyar insanı öldürecek. Hani yaptırım? Hergün şiddet, hırsızlık, televole ile zihinleri uyuşturan medya bu ölümleri önlemek için ne yapıyor?


Aşağıdaki yazıda, küresel yaşam tarzının yani ulaşmak için çırpındığımız çağdaş uygarlık düzeyinin hasta eden ve öldüren, acı ama gerçek hikayesini okuyacaksınız.


I. Dünya Savaşı : 1914 - 1918 / Dünya Genelinde - 15.000.000 Ölü


II. Dünya Savaşı : 1939 - 1945 / Dünya Genelinde - 40.000.000 Ölü


Moğol İstilası : 1206 - 1368 / Avrasya - 30.000.000 Ölü


Hanedanlık savaşı : 1616 - 1662 / Çin 25.000.000 Ölü


Taiping İsyanı : 1851 - 1864 / Çin -  20.000.000 Ölü


Timur'un Fetihleri : 1369 - 1405 / Rusya,Asya - 15.000.000 Ölü


İki cihan harbinin doğurduğu açlık ve kıtlıktan sonra insanları sağlıksız gıdalarla şişmanlatmak, sigara, içki… gibi zararlı hasta etmek ve öldürmek zor olmadı. Barış döneminde yapılan bu sinsi savaş, hastalık üreten küresel yaşam tarzını dayatan yeni dünya düzenine dönüştü. Toplumlar bu sahte barış döneminde en kanlı savaşlardan daha fazla zayiat verdiler. Her yıl 20 milyona yakın insan kalp damar hatalıklarından ölüyor. Obesite ve hipertansiyonlu hasta sayısı birer milyar kişiyi aşmış. Diyabet ve ona bağlı bir düzine hastalık patlama yapmış. Milyarlarca insan aşırı yemekten, bir milyar insan ise açlık ve kıtlıktan kırılıyor. Her yıl 25 milyon kişi kanser olacak, milyonlarcası tedaviye rağmen ölecek… Daha saymaya gerek var mı?


BU YÜZYIL BİR MİLYAR İNSAN SİGARADAN, 400 MİLYON İNSAN ALKOLDEN ÖLECEK


Dünya Akciğer Vakfı, mevcut eğilimin sürmesi halinde bu yüzyılda 1 milyar kişinin sigara içmesi ya da sigara dumanı yüzünden hayatını kaybedeceğini bildirdi.  Vakıf, sadece 2013 yılında 6 milyondan fazla kişinin tütün kullanımının yol açtığı hastalıklar yüzünden öldüğünü açıkladı. 


Sigara, bu yüzyıl 1 milyar insanı öldürecek, milyarlarcasını da hastalıktan süründürecektir. Alkol de aynı şekilde insanlık düşmanıdır. Alkol her yıl 2.8 milyon insanı öldürüyor, yani bu yüzyıl yarım milyar insan alkolden ölecek. Milyarlarca insanda bu yüzyıl alkolizm zararlarından sürünecek. Bundan daha dehşetengiz bir terör var mı? Ülkemizde sigara ve alkol ekonomiyi de krize zorlamaktadır. Sadece sigaranın yılda 15 milyar dolarlık maliyeti, yol açtığı hastalıkların faturasıyla birlikte 25 milyar doları geçmektedir. Sağlığa zararlı kola ve gazlı içeceklere harcadığımız para, inceleyin göreceksiniz, ilaç faturamızı aşıyor. Bizi hasta eden-ilaç satan ve bu yolla milyarlarca doları dışarıya transfer ederek ülkemizi krize sokmaya çalışan oyunu görelim.  


İşte bu katliamlar, II. Dünya savaşı sonrası barış döneminde ve herkesin gözü önünde oldu ve olmaya devam ediyor. Bu katliamda kullanılan modern silahlar; içki, sigara, fastfood, GDO'lu piliçler ve pirinçler, GDO'lu buğday ürünleri ve mısır şekeri, katkı maddeleri… ABD askerlerinde damarları bozduğu için gariban ülkelere parayla hediye edilen süt tozunu ve konserve etleri unutmayalım. Mahalle aralarına kadar yayılan hastaneler, ilaç ve tıbbi teknoloji ithaliyle farkında olmadan ABDye çalışıyor. Sömürgeci batı planlarını 50 yıl öncesinden yapıyor. Önce BT, MR, ANJİYOGRAFİ cihazlarını satıyor, sonra da böbrek yetmezliği artınca diyaliz cihazlarını satıyor. Aydın ve bilim dünyasını kolejlerle, bilimsel kongrelerle ele geçirmeniz yeterli. Önce hasta et, sonra cebini boşalt yöntemini başarıyla uygularsınız. Son 30 yılda bu ahmaklık nedeniyle trilyonlarca doları da biz küresel akla hediye ettik.


Açlık ve kıtlık döneminden çıkan insanlar, sağlığa zararlı gıdalarla yaylım ateşine tutuldu, tutuluyor. Her çeşit kimyasal ve zehirlerle, katkı maddeleriyle insafsız bir bombardıman yapıldı, yapılıyor. III. Dünya savaşı, sağlıksız gıdalarla yapılıyor. İnsanlık alemini tatlı tatlı, zevkle öldüren bu savaş, bir taraftan hasta edip yok ederken, diğer taraftan acımasız bir şekilde sömürüyor.


Son 50 yıldır, bu sömürüyü ve hastalıkları artıran savaş yöntemleri acımasızca kullanılıyor. Medyanın morfin gibi kullanıldığı zihinsel savaş yöntemi çok başarılı. Reklamlarla hastalık üreten yaşam tarzını beyinlere yüklemek, sağlıksız beslenme alışkanlıklarıyla toplumları hasta etmek artık çok kolay. Bilim adamı kılığında ekrana ve sayfalara çıkan şarlatanlar, zehirleri bize ilaç ve kurtuluş umudu olarak sunarken, utanmadan sıkılmadan hastalık sektöründen paylarını alıyor. Bu hastalıklara karşı bizleri uyaran halk kahramanlarına ise arsızca saldırıyor, onları toplumda küçük düşürüp tasfiye etmeye çalışıyor. Çünkü hastalık lobisi, halkı hasta edip güya tedavi numarasıyla soyarken çatlak ses istemiyor. Diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları, kanser ve bir sürü hastalık salgını, hastalık lobisinin emrindeki hainlerin ve bu hastalık savaşının doğal sonucu.


Chicago Üniversitesi, yüzbin reklamı inceledi: Reklamı yapılan gıdaların % 98'i yağ, tuz ve şeker yükü, % 90'ı ise besin değeri düşük bulundu. Bu yüzden ABD'de çocuk obezite oranı 1978-2004 yılları arasında 3 kat arttı. Çevre kirliliği, gıda üzerine oynanan oyunlar, fastfood, kola, içki, sigara, katkı maddeleri, hormonlar, kimyasal zehirler, tarım ilaçları, GDO ve daha niceleri hastalık patlamasına ve petrolden bile zengin yeni bir sektörün doğmasına yol açtı : Sağlık sektörü günümüzde uğruna kanlı savaşların yapıldığı petrol sektörünün bile önüne geçmiş bulunuyor.


Hastalık patlaması başka bir işe daha yarıyor. Hastalıklı toplumlar üretemiyor ve ilaçtan aşıya, Emardan Tomografiye başkalarına muhtaç sömürge oluyor. Teşhis ve tedavi etme numarasıyla ülkelerin kaynakları emme-basma tulumbayla soyulurken ülkeler modern sömürgelere dönüşüyor. Ülkelerin kaynakları ilaç, pahalı teknoloji ve tüketime harcanıyor. Geriye kalan az miktar paranın paylaşımı ise kavgaya yol açıyor. Halbuki sorun, küresel teknolojik sömürüden kaynaklanıyor. Gelişmekte olan ülkeler masalıyla bizim gibi ülkeler uyutuluyor, tatlı bir pazara dönüşüyor. Hem de aydın ve bilim dünyasını kullanarak. Onlarda bir şekilde payını alıyor. En hayati aşıları ve Penisilini bile şimdilik üretmekten aciz durumdayız. 2 yıl önce penadur yoktu ithal bile edemedik. Ama EMAR çekiminde dünya şampiyonuyuz. 


ABD'de her yıl 300.000 kişi şişmanlık nedeniyle ameliyat olurken, bilim dünyamız ameliyatlar bizde niye az yapılıyor diye üzülüyor. Binbir çeşit diyetler, zayıflama ilaçları ve merkezleri, bitkisel numaralar, uzmanlar… Modern tıbbı ne kadar güzel özetliyor. Bu sistem, şişmanları öğütüp paraya çevirirken GDO'lu mısır şekeri, fastfood, kolalı içecekler ve alkol sağlık ve hayatımızı çökertiyor, kimsenin umurunda değil. Hangisini önlemek kolay? Bu sağlık düşmanlarını mı yoksa diyabeti, şişmanlığı, hipertansiyonu ve bunlara bağlı bir düzine hastalığı mı? Her yıl milyarlarca doları hastalıkları önleyemeyen bilim dünyamız yüzünden hastalıktan beslenen canavara hediye ediyoruz. Artan hekim sayısının tarihi seyri hastalık savaşının şiddetini çok güzel özetliyor : 1923 yılı hekim sayısı : 554, 1960 yılı hekim sayısı : 9826 , 2013 yılı hekim sayısı : 130.000, 2023 yılı hedefi : 300.000, 100.000 doktor ithal edilecek. Sağlığa harcadığımız para ise Sosyal Güvenlik Kurumu 2011 verilerine göre, son 9 yılda 8 kat artarken hastalıklar azalacağına hızla arttı. Geçtiğimiz yıl ülkemizde muayene olan hasta sayısı 700 milyona ulaştı. 30 yıl sonraki felaketi öngörelim : Diyabet, kısırlık, hipertansiyon, kalp, damar, böbrek, akciğer hastalıkları, kanser, depresyon ve her çeşit hastalık patlama yapacak, askere alacak adam kalmayacak. 


Hastalık savaşının özeti şu : Önce hasta et sonra cebini boşalt. 70 yıldır bizi hasta eden yaşam tarzı bilinçli tercihimiz değil, küresel planın ve yeni dünya düzeninin eseri. Bu savaş, sadece geleneksel alışkanlıklarımızı ve değerlerimizi yok etmekle yetinmiyor, tüm insanlığı bedensel, sosyal, ruhsal ve zihinsel hastalık dünyasının gönüllü köleleri yapıyor. Reklam ve medya dünyası, irademizi önce bağımlı hale getiriyor, sonra da yaşam koçları, diyetisyenler, doktorlar, çeşit çeşit uzmanlar göstermelik özgürlük formüllerini parayla satıyor. Önce bağımlı hayatın modern köleleri oluyoruz, sonra da parası olanlara kısmi özgürlük veriliyor. Parası olanlar için yüzme havuzları, tenis kortları, koşu bantları, organik gıdalar, damacana sular, duvarlar arkasında lüks yaşam. Sinsice çağdaş köleliye dönüşen fakir veya zengin hayatın kontrolü piyasa tanrısının vicdansız kurallarına geçiyor.


Bilgi ve paranın akışkanlığı sayesinde sınır tanımadan her yere yayılan yaşam tarzı, tsunami gibi bize ait ne varsa içine çekiyor ve kendi istediği şekle dönüştürüyor. TV karşısındaki koltuğumuz uzaktan kumandalı bin bir kanal ve reklâmla beynimizin işgal edildiği, yeniden düzenlendiği mini hapishanemiz. Bu sanal hayatta her şey hafıza kartımıza işleniyor, biz de güya 'özgür seçimler' yapıyoruz. Bunun neresi özgürlük? Özgürlük adına özgürlüğün yok edildiği karanlık bir savaşın kurbanıyız. Bu savaş ; zihinsel soykırımla bütün insani, vicdani, ahlaki ve milli değerleri yok ediyor, sonra da modern kölelik programlarını yüklüyor.


Bu savaş, insanlık alemini hasta ediyor, sömürüyor ve aklını alıyor. İnsanları zevk sefa peşinde hastalık, ölüm ve esarete sürüklüyor. Ne yiyeceğimizden ne giyeceğimize, ne yapacağımıza kadar herşey, beynimize bir virüs gibi gizlice yüklenen dış programlar tarafından belirlenmiş oluyor. Yani bizler, başkalarının programladığı sanal bir hayatı yaşıyormuş gibi yapıyoruz. Aslında yaşadığımız bizim hayatımız değil, benliğimizi silen, ne olduğu belirsiz dış dünyanın bitmek bilmeyen istekleri...


Yaşam tarzının yol açtığı küresel felaketler bunlarla sınırlı değil. Küresel ısınmaya bağlı iklim değişimi ve su seviyesinin yükselmesi, önümüzdeki yıllarda toplu göçlere ve toplu ölümlere yol açarak dünyayı yaşanmaz hale getirecek. Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Küresel yaşam tarzı sadece insanlığı değil dünyamızı da yok ediyor. Modern yaşam tarzı madem matah bir şey, neden kuyumuzu kazıyor?  ABD Başkan yardımcısı Al Gore'un belgeselini yaptığı  'Uygunsuz Gerçek' işte bu : Yere göğe sığdıramadığımız çağdaş uygarlık düzeyi neden sonumuzu hazırlıyor? 


Bu yaşam tarzının mimarları, hastalık üreten yaşam tarzının yol açtığı ölümler yetmiyormuş gibi GDO yoluyla tüm insanlığı kısırlaştırmak istiyor. Nüfus artışını küresel ısınma için baş sorumlu ilan edenlerin çözüm önerisi, dünya nüfusunu bir milyarın altına indirmek. Halbuki küresel ısınmaya ve her çeşit hastalığa yol açan neden, küresel yaşam tarzı yani kendileri. Bu yaşam tarzını değiştirmek dışında her yolu deniyorlar ama nafile. Bilim ; sebep sonuç ilişkisini araştıran disiplin ise, felakete yol açan sonuçları önlemenin yolu, sebepleri önlemekten geçiyor. Anadolu erenlerinin gönül anlayışı çözümün temeli. Tüketimi önleyen gönül dünyamız, karbon emisyonunu artırmıyor, aksine azaltıyor. Dünya ve insanlığın kurtuluşu ; karıncayı bile incitmeyen, herkese kucak açan bizim engin kültürümüz ama bu anlayışı dünyaya sunması gereken aydın ve bilim dünyamız, bizi hasta eden vahşi batının peşinden koşuyor, ondan medet umuyor. Medet umdukları batı, her çeşit vahşetin, sömürünün ve zulmün nedeni. Kana boyadıkları dünyada, canı için göç edenlere bile zulmeden, insanlık ve vicdandan yoksun vahşi Batı.


Özgürlüğün para ve güce devredildiği dünyada, insanlık alemi ters çevrilmiş kaplumbağa gibi debelenip duruyor. Bu karanlık savaşta teslimiyet kölelik, kaçmak ise imkansız. Direnmek ve sağlıklı yaşam alanları yaratmaktan başka çaremiz yok. Küresel akıntıya karşı koyacak irade, güç ve bilgiye muhtacız. İnsanlık tarihinin bitmek bilmeyen bu özgürlük savaşı, bizimle dış dünya arasında sonsuz cephede devam ediyor. İrademizi yok eden bu savaşın hedefi; zihnimizi ve bedenimizi ele geçirmek. Taşıdığımız bedeni kim yönetecek? Patron kim olacak? Dış dünyadan beynimize yüklenen programlar mı, yoksa biz mi? En küçük ayrıntısına kadar planlanan böyle bir dünyada biz kimin hayatını yaşıyoruz? Gasb edilen bizim hayatımız nerede?


Bu savaşın galibi, insan bedenine ve onu yöneten beynine hükmedecektir. Bu savaşı; ya biz kazanacağız ve gerçek anlamda özgür olacağız, ya da ipleri dış dünyanın eline teslim edecek ve gönüllü kuklalar olacağız. Bu nedenle, 'hastalık ve esaret üreten yaşam tarzımız nasıl değişir' sorusu içine, gerçekte 'nasıl özgür oluruz' şifresi gizlenmiş bulunuyor, yani insanlığın özgürlük savaşı.


KAYNAKLAR 


1. http://onedio.com/haber/insanlik-tarihinin-en-kanli-10-savasi-369639  


2. Yılda 372 bin kişi pisi pisine ölüyor. http://arsiv.sabah.com.tr/2005/07/24/gun101.html 


3. Yeşilçimen K: Hastalık Üreten Yaşam Tarzımız Nasıl Değişir. Hayy kitap, 2006 


4. Erişkin diyabetli sayısı 1990'da 1 milyon. TKD Arşiv 2000; 28: 20-26. 


5. Kalp krizi ölümlerinde Avrupa'nın zirvesindeyiz. http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/58911.aspx 


6. Vasküler risk çalışmasının sonuçları açıklandı.http://www.sdplatform.com/Haberler/Haberler/2510/Vaskuler-Risk-Calismasinin-sonuclari-aciklandi.aspx 


7. Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal kalp sağlığı raporu" 2007 


8. 'Happy' kalp yetmezliği araştırması.http://www.medimagazin.com.tr/medimagazin/tr-kardiyologlar-istanbul8217da-toplandi-676-405-6680.html 


9. Yapay kalbin trilyonlık faturasını devlet ödeyecek.


http://www.sgk.com.tr/616-Haber-400-bin-euro%60luk-yapay-kalbin-bedelini-artik-devlet-odeyecek.html 


10. TURDEP-1 ve TURDEP-2 (2010) HEM BEL HEM KALÇA BÜYÜYOR. http://www.milliyet.com.tr/turk-insani-genisliyor--diyabet-artiyor----pembenar-detay-sagliklibeslenme-1301390/ 


11. Türkiye'de şişmanlık ve diyabet alarmı!http://www.sagliktagundem.com/haber/turkiye_de_sismanlik_ve_diyabet_alarmi.htm


12. Hastalıkların maliyeti 47 trilyon doları bulacak. http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/dis-haberler/tr-hastalklarn-maliyeti-47-trilyon-dolar-bulacak-1-76-37482.html 


13. Sigaraya yılda 15 milyar dolar harcıyoruz. http://www.ntvmsnbc.com/id/25101255/ 


14. SAĞLIK HARCAMALARI 9 YILDA 8 KAT ARTTI.http://www.medimagazin.com.tr/hekim/sgk/tr-saglik-harcamalari-9-yilda-8-kat-artti-2-18-34892.html 


15. http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-dunya-saglik-harcamalari-127-trilyon-dolara-cikacak-1-11-65015.html


16. SAĞLIK HARCAMASI 12 YILDA 16 KAT ARTTI.http://www.bugun.com.tr/saglik/saglik-harcamalari-71-milyar-artti-haberi/206471 


17. KAÇAK SİGARA TERÖRÜ FİNANSE EDİYOR. http://www.milliyet.com.tr/kacak-sigaranin-para-trafigi-gundem-2058743/ 


18. Kanada'da 58 milyarlık Sigara Davası.http://www.milliyet.com.tr/kanada-da-58-milyar-lik-sigara-davasi/gundem/gundemdetay/09.06.2012/1551346/default.htm


19. http://www.medimagazin.com.tr/medimagazin/tr-kalp-damar-hastaliklarinin-tedavisi-ve-korunmasi-yetersiz-kaliyor-olum-vakalari-artiyor


20. http://www.medimagazin.com.tr/ilac-sanayi/genel/tr-ilk-9-ayda-ilaca-195-milyar-euro-harcandi


21. http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-ilacin-devlete-faturasi-artiyor


22. 230 milyar lira ''duman'' oldu.   http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=


23. 1999'da ABD'de sigara şirketleri sağlık masrafları için 25 yılda 246 milyardolar ödemeyi kabul etti  


http://gundem.milliyet.com.tr/kanada-da-58-milyar liksigaradavasi/gundem/gundemdetay/09.06.2012/1551346/default.htm 


24. 30 YIL SONRA TÜM TÜRKİYE DİYABET OLACAK :http://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-30-yil-sonra-tum-turkiye-diabet-olacak-2-12-65643.html


25. 21. YÜZYILDA BİR MİLYAR KİŞİ SİGARADAN ÖLECEK.  http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/03/150319_sigara_olum



Bu yazı 9,069 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ekim 2021 TÜM SORUNLARIN ANASI
    • 8 Ekim 2021 POSTMODERN SÖMÜRÜ
    • 7 Ekim 2021 EĞİTİM NASIL OLMALI?
    • 6 Ekim 2021
    • 28 Eylül 2021 PLANDEMİ NE?
    • 4 Eylül 2021
    • 20 Ağustos 2021 GERÇEK ÇÖZÜM BU
    • 16 Ağustos 2021 HASTA EDEN AKILLA TEDAVİ EDEN AKIL AYNI
    • 11 Ağustos 2021 KÜRESEL SAVAŞI KİM KAZANACAK?
    • 10 Ağustos 2021 SOSYAL OLAYLARDA BİLİMSEL YAKLAŞIM NASIL OLMALI?
    • 27 Haziran 2021 ASIL PANDEMİ BU
    • 23 Haziran 2021
    • 6 Haziran 2021 ÇEVRE SAVAŞI
    • 26 Nisan 2021
    • 8 Nisan 2021 ÖZGÜRLÜĞÜN GASPI
    • 23 Mart 2021 DÜNYANIN EN KANLI SAVAŞI
    • 22 Mart 2021 TEKNOLOJİK KISIRLIK NASIL ÖNLENECEK?
    • 22 Mart 2021 NEDEN BAĞIMLIYIZ?
    • 30 Ocak 2021 MODERN SÖMÜRÜ NASIL YAPILIYOR?
    • 30 Kasım 2020 SAĞLIKTA KÜRESEL DEVRİM

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,687 µs